script src='http://ajax.googleapis.com/ajax/libs/jquery/1.2.6/jquery.js' type='text/javascript'/>

Receb-i Serifte Yapilacak Istigfarlar

Receb-i Serifte Yapilacak Istigfarlar
 

Receb-i Şerif Ayında ki Faziletli Ameller



“Şüphesiz ki receb, Allah-u Teala’nın kendisinde sevapları katladığı, tevbe
edenlerden günahları sildiği, duaların, kendisinde kabul edildiği ve sıkıntıların
kendisinden açıldığı büyük bir aydır."

 
Receb Ayında Umre Yapmak

İbni Ömer (R.A.)'dan nakledildiğine göre:
 

"Rasulüllah (S.A.V.) receb ayında umre yapmıştır."
 

Bu yüzden Ömer ibni Hattap (R.A.) recebde umre yapmayı müstehab saymıştır.

Aişe ve ibni Ömer (R.A.) da umre yaparlardı.
 

Sahabe-i kiramın konuştuklarının ve yaptıklarının, ümmeti bağlayan birer delil niteliği taşıdığında hiçbir şüphe yoktur. 

nitekim Cabir (R.A.) rivayet ettiği  bir hadisi şerifte :  

"Sahabem, yıldızlar gibidir. Onlardan hangi birine uyarsanız, doğru yolu bulursunuz" buyurmuştur.

Receb ayında gusül abdesti almak 

Hadisi şerifte şöyle rivayet olunmuştur.
 

"Her kim recebin başında, ortasında ve sonunda yıkanırsa, anasının kendisini doğurduğu gündeki gibi günahlarından çıkar"
 

Hiç şüphesiz ki, haram aya değer vermek, onu gusülle karşılamak, ortasında ve sonunda da maddi ve manevi kirlerden arınmaya önem vermek, Allah-u Teala'nın değer verdiği şeylere tazim kabilindedir.

 Receb ayında  diline sahip çıkmak (Lisanı Muhafaza ) 

Enes İbni Malik ( R.A) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte  Resülallah ( S.A.V ) şöyle buyurmuştur: 

" Her kim receb ayında (yalan, gıybet, dedikodu ve iftira gibi haramlardan) dilini korursa Allah ona, münker ve Nekirin sorguları anında huccetini telkin eder ( cevabını öğretir)."

 Receb ayında Akraba Ziyareti ( Sıla-i Rahim  ) 

Enes İbni Malik ( R.A) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Resülallah ( S.A.V ) şöyle buyurmuştur:

" Her kim receb ayında (yakın ve uzak akrabasını arayıp sorarak) sıla-i rahimde bulunursa, Allah onu, dünyada ve ahirette (bütün muradlarına) ulaştırır ve hayatının günleri boyunca, düşmanlarına karşı ona yardım eder. "

 Receb ayında Hasta Ziyareti 

Enes İbni Malik ( R.A) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Resülallah ( S.A.V ) şöyle buyurmuştur:

" Her kim receb ayında bir hasta ziyaret ederse, Allah kıymetli meleklerine, onu ziyaret etmelerini ve kendisine selam vermelerini emreder. "

Receb ayında Cenaze Namazına Katılmak

Enes İbni Malik ( R.A) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Resülallah ( S.A.V ) şöyle buyurmuştur:

" Her kim receb ayında bir cenaze üzerine namaz kılarsa, diri diri gömülen bir kız çocuğunu hayata kavuşturmuş gibi (sevaba nail ) olur. "

 Receb ayında Yedirip İçirmek

Enes İbni Malik ( R.A) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Resülallah ( S.A.V ) şöyle buyurmuştur:

" Her kim receb ayında bir mümine bir yemek yedirirse, kıyamet günü Allah onu, İbrahim ve Muhammed (S.A.V.)'in sofrasına oturtur.  

Bir yudum su içirene de, damgalı halis cennet şarabından içirir " 

Receb ayında Fakir Giydirmek

Enes İbni Malik ( R.A) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Resülallah ( S.A.V ) şöyle buyurmuştur:

" Her kim receb ayında bir mümini giydirirse, Allah ona cennet hullelerinden bin hulle giydirir"

Receb ayında Yetime İkram

Enes İbni Malik ( R.A) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Resülallah ( S.A.V ) şöyle buyurmuştur:

" Her kim receb ayında bir yetime ikramda bulunur ve elini başına sürerse, elinin deydiği her kıl sayısınca Allah kendisi için (bir günah) bağışlar "

 Receb ayında Kuran Hatmi

Enes İbni Malik ( R.A) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Resülallah ( S.A.V ) şöyle buyurmuştur:

" Her kim receb ayında Kuran'ı bir kere hatmederse, kendisine ve ana babasından her birine, inci ve mercanlarla bezenmiş bir taç giydirilir ve o kişi kıyamet gününün dehşetinden emin olur"

Kaynak: Cübbeli Ahmet Hoca-Receb-i Serif Risalesi 

Receb-i Serif Ayinin Namazlari ve Zikirleri

Receb-i Serif Ayinin Namazlari ve Zikirleri
 

Receb Ayında İnfak

 
Receb Ayında İnfak
 
İnfak Nedir?
İnfak bir insanın sahip olduğu malını ve imkanlarını Allah yolunda kullanması demektir
 
Receb ayında Zekat vermek
 
Malum olduğu üzere zekat; nisaba malik olunmasının üstünden ay senesiyle bir sene geçince farz olmaktadır.
 
Zekat geciktirilirse o paranın çalıştırılmayıp, bir kenarda bekletilmesi şart koşulmuştur.
 
İslam beldelerinin halkı, Receb ayında zekat ihracını adet edinmişlerdir. Nitekim Osman (R.A.) minber üzerinden insanlara okuduğu hutbesinde :
 
" İşte bu, sizin zekat ayınızdır. Üzerinde borç olan, borcunu ödesin ki elde kalan mallarınızdan zekat veresiniz." buyurmuştur.
 
Receb ayı diğer aylara nisbetle birtakım üstünlükleri söz konusudur.
 
Dolayısıyla insanların o ayda çok umre yapmaları, zekat çıkartmaları ve diğer salih amelleri işlemelerinn caiz olduğunda ve bu mevsimde  böyle ameller yapılmasının ecir ve sevabı kat kat artıracağında hiçbir şüphe bulunmamaktadır.
 
Receb ayında sadaka vermek
 
Abdullah ibni Zübeyr ( R.A ) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Resulüllah ( S.A.V ) şöyle buyurmuştur.
 
"Her kim Allah-u Teala'nın sağır ayı olan receb ayında, bir müminin sıkıntısını açarsa, Allah-u teala ona Firdevs (cennet)inde gözünün gördüğü kadar geniş bir köşk verir.
 
Dikkat edin Receb ayına değer verin Allah-u Teala'da size bin keramet versin."
 
Diğer bir hadis-i şerifte:
 
"Her kim recebde sadaka verirse, Allah-u Teala onu yavruyken yuvasından havaya uçup en yaşlı çağında ölen karganın ömrü kadar (beş yüz sene), onu cehennemden uzaklaştırır."
 
Receb Ayının Yirmiyedinci Gününün Sadakası
 
Rivayete Göre :
 
"Her kim recebin yirmiyedinci günü oruç tutup, o gün sadaka verirse, Allah'u Teala, orucuna karşılık o kişiye, bin hasene ve ikibin köle azadı sevabı yazar."
 
Cübbeli Ahmet Hoca- Receb-i Serif Risalesi
 

Takiyyeci İlahiyatçılar ve İslamcılar - Mehmet Sevket Eygi

Bazı ilahiyatçılardan ve İslamcılardan çok şikâyetçiyim. Onları Cenab-ı Hakka havale ediyorum.

Hem Müslümanlar kardeştir diyorlar, hem de Sünnî Müslümanlara takiyye ve kitman yapıyor, akidelerini meşreplerini gizliyorlar. 

Bunların bir kısmı koyu Mutezilîdir.  Mutezile fırkası, Ehl-i Sünnete göre bir dalalet=sapıklık ve bid’at fırkasıdır.

Onlar mademki, Mutezile fırkasının hak fırka olduğuna inanıyor, bunu biz kardeşlerine bildirmek, açıklamakla yükümlüdür. Bunu yapmıyorlar ve sinsice, kalleşçe Ehl-i Sünneti yıkmaya çalışıyorlar.

Bir kısım ilahiyatçılar Fazlurrahman fırkasındandır. Onlar da kimliklerini gizleyerek Ehl-i Sünneti yıkmaya çalışıyor.  Mutezile için bid’at ve dalalet fırkasıdır demiştim.  Fazlurrahman, Kur’andaki üç yüz küsur muhkem ayetin bugün geçerli olmadığını iddia ettiğine göre,  Mutezileden de öte, yoldan büsbütün çıkmış bir fırkadır.

Bazı ilahiyatçılar, Ebu Reyye ve Albanî gibi bozuk ve aşırı adamların peşine düşmüşler, Sünneti yıkmaya çalışıyor… Sünnet yıkılınca fıkıh elden gidecek, meydan bunlara kalacak…

Mezhepsiz ilahiyatçılar… Telfik-i mezahibçiler…  Bunların kemalisti bile var… 

Türkiye’de Mutezile fırkasını hortlatanlara soruyorum: Bu fırka doğruysa bunu Müslümanlara niçin mertçe, açıkça, samimî şekilde beyan etmiyorsunuz?

BOP’a hizmet eden, light ve ılımlı bir İslam türetmek için efendlerinin direktifleriyle faaliyet gösterenler kimlere hizmet ediyorlar acaba?

Mert ve cesur olsunlar ve çok açık konuşsunlar… Biz Ehl-i Sünnetten çıktık; Mutezilî, Fazlurrahmancı, mezhepsiz, telfikçi,  Ebu Reyyeci, Albanîci,  BOP’çu,  Kemalî olduk desinler… Bunu yapmadıkları müddetçe onların samimiyetinden şüphe edilecektir.

Ehl-i Sünnet camiası bunların oluşturduğu zararları def’, red, cerh, ibtal etmekte maalesef çok geç kalmıştır.

Bu adamlar Ehl-i Sünnetin Ümmet birliğini yıktılar.  Yeterli ve sağlam din kültürü almamış milyonlarca Müslümanın kafasını karıştırdılar… Hiçbirinin İmamet ve râşid Hilafet, biat ve itaat konusunda bir satır konuştuğu duyulmamıştır.

Zamanımızda öyle azgın ve aşırıya giden ilahiyatçılar vardır ki, İslam Şinasi kitabında “Allah (bazı baskılarında Huda yazılıdır) yek Janus-i hakikî est=Allah gerçek bir Janus’tur” (Janus iki çehreli bir Roma putudur) diyecek kadar zıvanadan çıkmış Ali Şeriatî’yi gençliğe bir İslam önderi, büyük bir mücahid olarak tanıtıyor.

Mutezilî, Fazlurrahmancı, Şeriatîci, BOP’çu, şucu veya bucu ilahiyatçılar  “Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Biri dışında bunlar cehennemliktir. Necat bulup kurtulacak fırka benim ve Ashabımın yolundan gidenlerdir” hadisini çok iyi bilirler ama buna uymazlar. 

Bazı yoldan çıkmış ilahiyatçılar, bilhassa mübarek Ramazan aylarında büsbütün azıtıyor ve dinsiz gazetelere, din düşmanı TV’lere akıllara ziyan beyanlarda bulunuyor.

İmanın altı temel şartından biri olan kaderi inkâr edenleri bile vardır.

Onlar Ehl-i Sünneti, bozuk fırkalarla bir tutarlar.

Bendeniz bir Müslüman olarak onlardan çok bizarım, çok şikâyetçiyim.

Kendilerinden ilk isteğim samimî, açık, bir yüzlü olmalarıdır.  Mutezilî, Fazlurrahmancı, BOP’çu, Kemalî, mezhepsiz olduklarını niçin gizliyorlar? Bu, vahim bir ikiyüzlülük değil midir? 


 

Esma'ul Hüsna 69 ve 70. İsm-i Şerifleri

Esma'ul Hüsna 69. İsm-i Şerifleri
 
1 9