Takke Sarık Cübbe Şalvar Giymek Sakal Bırakmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Takke Sarık Cübbe Şalvar Giymek Sakal Bırakmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Takke, Sarık, Cübbe, Şalvar Giymek, Sakal Bırakmak



Yazıya başlamadan önce şunu vurgulayalım: Sarık, cübbe, şalvar ile İslami yükümlülüklerimiz tamam olmayacağı gibi bu sünnetleri terk etmeye bahane de aramamalıdır. Yani kimse: “Sarık sardınca iş bitti mi oluyor” gibi ifadeler ile sarığı hafife almamalıdır. En azından Resulüllah’ın sünnetini ihya edenlere gıbta etmeli, bahane aramak yerine Resulüllah’a benzeyemediği için hayıflanmalıdır.

ADET SÜNNET MESELESİ
Şimdi bir bir takım insanlar inkar ediyor, bir takım insanlar da bu sünnetlerin adet olduğunu, adetlerinde memleketlere göre değiştiğini bir takım âlimlere dayandırarak ifade ediyorlar. Ancak atladıkları bir husus var. Bu sünnetleri adet sünnet olarak kabul etsek bile bu gün kravatın, ceketin, dar pantolonun ve benzerlerini bizim âdetimiz, töremiz, kültürümüz olduğunu kimse iddia edemez. Kimse böyle bir hezeyanda bulunmasın. Bunların hepsi Avrupa’dan ithal edilmiş, gayri Müslimlerin giyim kuşamıdır. Bizim âdetimizde, kültürümüzde yine takke vardır, sarık vardır, şalvar vardır… Yani Resulüllah’ın sünneti aslında bizim kültürümüzün bir parçasıdır. Dolayısıyla adet sünnet olsa bile “KİMİN ÂDETİ” sorusu karşısında verilecek cevap önemlidir.