Gaybi haberlerden ve ileride olacak olaylardan haber
vermesi, Peygamber (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’in mucizelerindendir. Bu
konuda varid olan Hadis-i şerifler, dibine ulaşılamayan ve nihayetine
erişilemeyen bir okyanus gibidir. İşte bu mucizeler, onu nakleden ravilerin
çokluğundan, varid olan haberlerin Peygamber (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’in
gaybe muttali olduğunu ifade eden manada ittifak ettiğinden dolayı, bizlere
kesinlik ifade eden tevatür yoluyla gelmiş, diğer mucizeler kabilindendir.
Bana, Ebu Bekir Muhammed bin Velid el-Fihri→ Ebu Ali Tusteri→ Ebu Ömer
el-Haşimi→ Lü'lü→ Ebu Davud→ Osman bin Ebu Şeybe→ Cerir→ A’meş→ Ebu Vail,
senedi ile Huzeyfe (r.anh)'tan rivayet ettiği hadiste o şöyle anlatıyor: Birgün
Rasulullah (Sallâllâhu aleyhi vesellem) kalktı ve bizlere hitap etti. O günden,
kıyamet gününe kadar olacak olaylardan anlatmadığı hiçbir şey bırakmadı. Bu
anlatılanları ezberleyen ezberledi, unutan unuttu. İşte şu arkadaşlarım
anlatılanları biliyorlar. Zira bir adamın, kendisinin yanında olmayan bir
kişinin yüzünü unutup sonra onu gördüğünde onu hatırlaması gibi, ben de bu
anlatılanlardan birisi vuku bulduğunda, onu biliyorum.
Huzeyfe şöyle devam ediyor: "Bilmiyorum, arkadaşlarım bu anlatılanları
unuttular mı ya da Allah-u Teâlâ tarafından unutturuldular mı? Allah'a yemin
olsun ki, Rasulullah (Sallâllâhu aleyhi vesellem) kıyamet gününe kadar fitne
koparacak ne kadar kişi ve onların, sayıları üç yüz veya daha fazla olan
yandaşları varsa hepsinin ismini, babasının ismini ve kabilesinin ismini
zikretmiştir.Ebu Zer (r.anh) anlatıyor: "Rasulullah (Sallâllâhu aleyhi
vesellem) bizleri terk ettiğinde, havada uçan kuşa kadar her şeyden bizlere bir
bilgi vermişti."
Peygamber (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’in ashabına
bildirdiği ümmetinin düşmanları üzerlerine galip gelecekleri, Mekke'nin fethi,
Beytü-l Makdis, Yemen, Şam ve Irak'ın fethini vaad etmesini, Güvenliğin
sağlanacağı, öyle ki bir kadının Kufe'den, Mekke'ye Allah korkusundan başka bir
korkusu olmadan yolculuk yapacağı, Medine'de savaş yapılacağı, (Bir rivayette
Medine'nin virane haline geleceği) Bir gün sonra Hayber'in Ali (r.anh)
komutasıyla fethedileceği, Allah Teâlâ'nın ümmetine vereceği dünya nimetlerini
ve onların Kisra ve Kayser'in hazinelerini bölüştüğünü, ümmetinin arasında
meydana çıkacak fitneler, ihtiraflar, sapkınlıklar ve kendilerinden
öncekilerinin gittiği yoldan gideceklerini, ümmetinin yetmiş üç fırkaya
ayrılacağından, onlardan sadece bir fırkanın kurtulacağını, onların döşekleri
olacağından, sabahleyin bir elbise akşamları başka bir elbise giyeceklerini,
yiyecek dolu kapların biri gidip biri geleceğinden ve evlerini Kâbe'yi
örttükleri gibi örtecekleri gibi, gaybi haberleri, sahih kaynak sahipleri ve
imamlar kitaplarında tahriç etmişlerdir.
Sonra Peygamber (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) hadisin sonunda şöyle buyurdu:
"Sizin bugünkü haliniz o günden daha hayırlıdır" Onlar böbürlenerek
yürüdükleri zamanda, Fars ve Rum kızları onlara hizmet ettiği zamanda Allah
Teâlâ onların arasına düşmanlık verir ve onların şerli olanlarını hayırlı
olanları üzerine musallat eder.
(Peygamber (Sallâllâhu aleyhi vesellem)’in haber verdiği gaybi haberlerden
bazıları) ümmetinin Türklerle, Hazarlarla ve Rumlarla savaşması, Kisra'nın ve
Farslıların ortadan kalkacağı, ondan sonra Kisra ve Farslıların gelmeyeceği,
Kayser'in gideceği ve ondan sonra Kayser'in gelmeyeceği haberleridir. Peygamber
(Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Rumların kıyamete kadar asırlık devletlerle devam
edeceğini, (şöyle ki onların bir kralı helak olsa da peşine başka bir kral
bırakacağı) İnsanların en hayırlılarının önde gideceğini, zamanın hızlı
geçeceğini, ilmin kalkacağını, fitnelerin ve toplu ölümlerin ortaya çıkacağını
haber vermiştir. Şöyle buyurdu (Sallallahu aleyhi vesellem) "Yaklaşan
şerden Arapların vay ha-line..!
Peygamber (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) için yeryüzü dürülerek ona doğusu ve
batısı gösterilmiş ve ümmetinin mülkünün oralara kadar ulaşacağı
bildirilmiştir. Ve böylede olmuştur. Ümmeti Muhammed’in mülkü hiçbir ümmetin
sahip olamadığı kadar doğunun en uzak noktası Hindistan'ın bir ucundan batıda
kendisinden sonra yerleşim olmayan Tanca sahillerine kadar uzanmıştır. Kuzey ve
güney yönlerinde ise bu kadar ilerleyememiştir. (Zira hadisi şerifte Doğu ve
Batı buyrulmuş, Kuzey ve Güney denilmemiştir.) Peygamber (Sallâllâhu
Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Garb ehli kıyamete kadar doğruluk
üzerine kalacaklardır." İbn-i Medini hadisteki "garb ehlinin"
Araplar olduğunu söylemiştir. Zira Araplar kendilerine ait bir özellik olan
"garb" adındaki kova ile su içerlerdi. Bir başkası ise kast edilenin
"Mağrib ehli olduğunu söylemiştir. Nitekim hadiste de Mağrib ehline bu
manada övgü gelmiştir. Ebu Ümame'den gelen başka bir rivayette: "Ümmetimden
bir gurup her daim doğruluk üzerine olacak, düşmanlarına galip olacaklardır.
Allah'ın hükmü onlara gelene kadar onlar bu hal üzeredirler" buyurdu.
"Ya Rasulallah onlar nerededirler?" diye sorulunca, "Beytü-l
Makdis'tedir" diye cevap verdi.
Peygamber (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem), Emevilerin hükümdarlığını ve Muaviye
(r.anh)'ın hilafetini haber vermiş ve ona nasihatte bulunmuş Emevilerin
Allah'ın malını kendileri için harcamalarını, Abbasilerin siyah sancaklarla
ayaklanmalarını, onların hükümdarlığının başkalarının hükümdarlığından kat kat
fazla olacağını, Mehdinin çıkışını, ehli beytinin öldürülmeleri ve sürgün
edilmeleri hakkında başlarına gelecekleri, Ali (r.anh)'ın öldürülmesini,
onların en azgınının Ali (r.anh)'ın sakalını başının kanıyla boyayacak olan kimse
olduğunu, Ali (r.anh) (Cennet) ve Cehennem arasında ayırıcı olduğunu, O'nun
dostlarının Cennete, düşmanlarının Cehennem'e gireceğini, Harici ve Nasibilerin
ona düşmanlık yapacaklarını Rafizilerden ona mensup olan bir grubun (kendi
zanlarınca O'nun hakkı olan halifeliği başkasına bıraktığı için) Ali (r.anh)’i
küfre nispet edeceklerini haber vermiştir. Peygamber (Sallâllâhu Aleyhi ve
Sellem) şöyle buyurmuştur: "Osman, Mushaf okurken öldürülecektir."
Umulur ki Allah Teâlâ ona hilafet gömleğini giydireceğini, ancak onların o
gömleği çıkartmak isteyeceklerini, O'nun kanının (Pek yakında Allah sana kâfi
gelecektir)Bakara: 137 âyet-i kerimesi üzerine akacağını,
Ömer (r.anh) hayatta olduğu sürece fitnelerin baş göstermeyeceğini, (Cemel
vaka-sında) Zübeyr bin Avvam'ın haksız olarak Ali (r.anh) ile savaşacağını,
bazı hanımlarının üzerine Hav’eb denilen mekandaki köpeklerin uluyacağını ve
O'nun etrafında çok sayıda kimselerin öleceğini, o hanımının ise az kalsın
ölecek iken kurtulacağını haber vermiş; Aişe (r.anha) Basra'ya giderken
Hav’eb'in köpekleri ona ulumuştur. Sonra azgın bir topluluğun Ammar'ı
öldüreceklerini buyurmuş, (Sıffın Savaşı'nda) Muaviye'nin ordusu onu
öldürmüştür. Abdullah bin Zübeyr (r.anh) için: "Vay insanların senden
çekeceklerine, vay senin in-sanlardan çekeceğine" buyurmuştur.(Kahramanca
savaşan ancak niyeti Allah rızası için olmayıp münafık olan) Kuzman,
Müslümanlarla birlikte şecaat gösterdiği bir savaşta "O
Cehennemliktir" buyurmuş, Kuzman (Hayber Savaşı'nda) kendi canına kıymıştır.
Meleklerin yıkadığı Hanzala (r.anh) için "Hanımına O'nun halinden sorun.
Zira meleklerin onu yıkadığını gördüm" buyurmuş, sorduklarında hanımı,
Hanzala acele ettiğinden dolayı cünüp olarak savaşa çıktığını söylemiştir. Ebu
Said, "Başından sular damladığını görmüştük" der.Peygamber
(Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) "Hilafet Kureyş'tedir. Kureyş dinin
hükümlerini yerine getirdiği sürece hilafet onlarda kalacaktır"
buyurmuştur. "Sakif kabilesinden bir yalancı ve bir helak eden zalimin
çıkacağını buyurmuştur." Selef uleması onların Muhtar ve Haccac olduğunu
söylemişlerdir."Allah Teâlâ Müseyleme'yi helak edecektir" buyurmuş,
ailesinden ona ilk olarak Fatıma (r.anha)'nın kavuşacağını haber vermiş, riddet
ile uyarmış, kendisinden sonra hilafetin 30 sene olacağını, ondan sonra hükümdarlığa
dönüşeceğini buyurmuş, Hasan bin Ali'nin hilafeti ile böylece de olmuştur.
Şöyle buyurdu: "Bu ümmetin dini, nübüvvet ve rahmet ile başladı sonra
rahmet ve hilafet oldu, sonra saltanat ve gaddarlık oldu, sonra zalimlik ve
azgınlık ve ümmetin fesadı oldu."
Üveys el-Karani'nin haberlerinden,
namaz vaktini geciktirecek hükümdarlardan ve ümmetinde dördü kadın otuz yalancı
(peygamber çıkacağından) haber vermiştir. Diğer bir hadiste: "Otuz yalancı
adam vardır. Onların sonuncusu yalancı Deccal'dır. Onların hepsi Allah ve
Rasulüne iftira ederler" buyurdu. Diğer bir hadiste: "Sizin aranızda
Acemlerin (Arap olmayan milletlerin) çoğalacağı, mallarınızı yiyeceği ve
boyunlarınızı vuracağı vakit yaklaşmıştır. Kahtan kabilesinden bir adamın
insanları sopasıyla sevk edene kadar kıyamet kopmaz" buyurdu. Diğer bir
hadiste: "Sizin en hayırlınız benim zamanımda yaşayanlardır. Sonra onları
takip edenler, sonra onları takip edenlerdir. Sonra öyle bir toplum gelecek ki,
kendilerinden şahitlik yapmaları istenmeden şahitlik yapacaklardır. Hıyanet
edecekler, bundan dolayı kendilerine güvenilmeyecektir. Söz verecekler ancak
sözlerinde durmayacaklardır. Ve onlarda şişmanlık ortaya çıkacaktır"
buyurdu.
Diğer bir hadiste: "Hiçbir zaman gelmesin ki sonrası ondan daha şerlidir"
buyurdu.
Şöyle buyurdu: Ümmetimin helakı Kureyş'ten küçük bir çocuğun eli ile
olacaktır." Bu hadisin ravisi olan Ebu Hüreyre (r.anh) şöyle der:
"Dileseydim onları "Falan oğulları, falan oğulları" diye size
sayardım." (Ancak fitne ve fesada sebep olur korkusuyla
açıklamıyorum.)Peygamber (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) "Kadercilerin ve
Rafızîlerin çıkacağını, ümmetin sonunda gelenler başında gelenlere söveceğini,
ensarın, yemekteki tuz misali azalacağını, onların bir cemaati kalmayana dek
azalacaklarını, kendisinden sonra insanların kendilerini onlara tercih ederek
(hak ettikleri mal ve makamları onlardan mahrum edeceklerini) haber vermiştir.
Peygamber (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) haricilerden onların evsafından,
reislerinin yaratılışındaki noksanlığından, onların alametlerinin saçlarını
kazıtmak olduğundan, koyun çobanlarının insanların reisleri olacağından, (bir
zamanlar) başı açık ayağı çıplak olanların yüksek binalarda
böbür-leneceklerinden, cariyenin efendisini doğuracağından, Kureyş'in ve diğer
kabilelerin Müslümanlarla ebediyen savaşmayacaklarını, onlarla savaşa
başlayanın Müslümanlar olacağını haber vermiştir. Ve yine Beytü-l Makdis'in
fethinden sonra veba salgını olacağını, Basra şehrinin kurulacağını, onların,
hükümdarların tahtlarına oturduğu gibi deniz üzerinde gazaya çıkacaklarını ve
şayet din Süreyya yıldızında asılı olsa dahi Farslı erkeklerden bazılarının o
ilme nail olacaklarını haber vermiştir. (Aliyyü'l-Kari şerhinde bu kimsenin
İmam Azam Ebu Hanife olduğunu söyler.) Bir savaş esnasında kuvvetli bir rüzgâr
estiğinde "Rüzgâr bir münafığın ölümü için esti." buyurmuş, Medine'ye
döndüklerinde (Rufa bin Zeyd adındaki) münafığın öldüğünü görmüşlerdir.
Meclisinde oturan kimselere: "İçinizden birinizin azı dişi Cehennem'de
Uhud Da-ğı'ndan büyük olacaktır" buyurmuştur. (O mecliste bulunan) Ebu
Hüreyre (r.anh) şöyle anlatıyor: "O mecliste oturanların tümü öldüler.
Onlardan sadece ben ve bir adam kaldık. Derken Yemame gününde o adam mürted
olarak öldürüldü.” (Hayber Savaşı'nda) Yahudilerin ganimet malından bir inci
aşıran adamı bildirmiş inci, adamın eşyaları arasından çıkmıştır. Yine ganimet
malından bir örtü aşıran köleyi açıklamış örtü oracıkta bulunmuştu. Aynı
şekilde Peygamber (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) bir savaştan dönerken devesi
kaybolmuş, devenin nerede olduğunu ve yularının nasılda bir ağaca dolandığını
bildirmiş, başka bir haberde Mekke ehline (gizlice) mektup gönderen Hatıb bin
Ebu Belta'nın durumunu haber vermiştir.
Umeyr bin Vehb ve Safvan bin Ümeyye, Peygamber (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’i
öldürmek üzerine gizlice konuşarak anlaşmış, Umeyr, Peygamber (Sallâllâhu
Aleyhi ve Sellem)’i öldürmek için geldiğinde, Rasulullah (Sallallahu aleyhi
vesellem) ona durumunu ve gizli işini haber verince Umeyr, Müslüman olmuştur.
(Bedir Günü esir düştüğünde fidye vererek kendisini kurtarabileceği
söylenildiğinde malı olmadığını söyleyen) amcası Abbas (r.anh)'a karısı Ümmü-l
Fazl'ın yanında gizlediği malı haber vermiş, bunun üzerine Abbas (r.anh):
"O malı o ve benden başkası bilmiyordu" diyerek Müslüman olmuştur.
Peygamber (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem), Übeyy bin Halef'i öldüreceğini, Utbe
bin Ebu Lehia'yı Allah'ın köpeklerinden bir köpeğin parçalayacağını, bedirde
kâfirlerin öldü-rüleceği mekânları bildirmiş dediklerinin tümü olmuştur.
Hasan (r.anh) için: "Şu oğlum seyyiddir. (Yumuşak huylu ve keremlidir) Pek
yakında iki topluluğun arasını ıslah edecektir" buyurmuş, diğer bir
rivayette Sa'd bin Ebi Vakkas (Mekke'de hastalandığında) umulur ki Allah Teâlâ
senin ölümünü erteler de senin sebebinle bazı kavimleri faydalandırır,
bazılarını zarara uğratır" buyurmuştur.