1. MADDE:
Fıkhın Tarifi:
اَلْفِقْهُ : عِلْمٌ بِالْمَسَائِلِ الشَّرْعِيَّةِ
الْعَمَلِيَّةِ الْمُكْتَسَبَةِ مِنْ اَدِلَّتِهَا التَّفْصِيلِيَّةِ
Fıkıh: şeriatın ameli meselelerini, tafsili delillerin
den bilmektir.
Yani, fıkıh amellerle alakalı
hususları, tafsilli delillerden bilmek, anlamaktır. Bu şekilde bilmeye fekâhat,
bu kimseye de fakîh denir. Fıkıh ilmi tahsiline de tefekkuh
denir.
Bir hadisi şerifte buna işaret
buyurulmuştur.
Muaviye radıyellahu anhu’dan, Resulullah
sallallahu aley hi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah kim için hayır dilerse,
onu dinde fâkih kılar.”
Mes’ele: Küllî -umûmî- bir kaide olup, kendisi altına pek
çok cüz’î şeyler uygun gelir.
Mesela: Şartlarını toplayan bir
vakıf lazım gelir -vakıf olur- denirse, bu “şartlarını cem eden bir vakıf luzum
ifade eder” tarzında bir mesele olur ki, bu da bir küllî kaidedir. Buna göre
Ahmet, Mehmet, Fatma gibi fertlerin yapacağı vakfın da luzum ifade edeceği
zarureten anlaşılmıştır.
Kaide: Bir kat’i külli (veya ekseri) hükümdür ki, bir çok
cüz’iyyatın hükmünün bilinmesi kendisi ile murad olunur.
Hüküm: Kulların fiili ile alakalı olan İlahi hitap. Yani
kulların yapması veya yapmaması istenen hükümler; farz, vacib, haram, mekruh,
sahih, fasit gibileri.
Fıkıh ilminin mevzusu: Mükellefin fiilleridir. Yani hayatı boyunca
işleyeceği bütün hususlar, fıkhın konusu dahilindedir.
Fıkhın Gayesi: Dünya ve ahıret saadetine nail olmaktır.
Şari’: Hak tealadır. Bazan Peygamberimiz sallallahu aley hi ve selleme de hükümleri beyan ve tebliğ edici olması haysiy yetinden şari’ denilir.Mükellef: Allahu teala tarafından kendisine bir şeyi yap-mak veya yapmamak külfeti/zahmeti lazım getirilen akıllı ve baliğ kimsedir. Bu külfeti ona lazım getirmeye de teklif denir.
Şeriat: Din, islam, millet. Allahu tealanın kulları için
tayin etmiş olduğu dini/uhrevi ve dünyevi ahkamın toplamıdır. Bazan, islamda
ceza hukukuna da –şeriat- söylenir.
Ameliyye: Kulların fiilleri ile alakalı hususlar. İbadetler,
muameleler, alış verişler, miras ve vasıyyet gibileri. Buna itika di hususlar
dahil değildir.
Fıkhi meselelerin bazısı ahıretle
alakalıdır. İbadetler bu kabildendir. Bazısı da dünya ile alakalıdır. Bunlar
muameleler, nikahla alakalı hususlar ve cezalardır.
İnsan nevisinin kıyamete kadar
bekası için evlilik mües-sesesi gereklidir; yaşam için sanat, ticaret, ziraat,
alış veriş gereklidir; bütün bunların düzgün işlemesi de adalete hak ve hukuka
dayanır. İşte bütün bu hususları ihtiva için dinimiz dünyalık olarak gerekli
düzenlemeyi tayin etmiştir. Kulluk bor-cu olan ibadetler, muameleler, akitler
ve cezalar.
İslam alimleri insanların
ihtiyacı olan hususlarda fetva ve hüküm vermek için kolaylık hasıl etmekte
konuları/meseleleri bablara, fasıllara ayırmış, bunlarla alakalı kaideler
tertible-yerek önümüze, şu ‘Mecelley-i ahkam-ı adliyye’dediğimiz eseri
koymuşlardır.
2. MADDE:
اْلاُمُورُ بِمَقَاصِدِهَا