Savaşlarda düşmanın baskın
yapması tehlikesi bulunduğu zaman imam, beraberindeki askerleri ikiye
bölerek bir bölüğünü düşmanın karşısına diker. Diğer bölüğünü de arkasına
alarak onlarla birlikte namazın birinci rekâtını kılar. Başını ikinci
sededen kaldırdıktan sonra arkasındaki bölük gidip diğer bölüğün yerini
alır. Bu sefer diğer bölük gelip imamın arkasında yer alırlar. İmam onlarla
da ikinci rekâtı kıldıktan sona teşehhüd okur ve selâm verir. Onlar ise
selâm vermeden gidip birinci bölüğün yerine geçerler ve birinci bölük)
gelip kalan ikinci rekâtı tek başına tamamlarlar. Ondan sonra bunlar gidip
düşmanın karşısına geçerler ve diğeri bölük gelip kalan ikinci rekâtlarını
tek başına kılarlar.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"Ey Muhammed! Savaşta mü'minler arasında
bulunurda onlara namaz kıldırırsan, onlardan bir kısmı seninle namaza
dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secde ederken namaza
durmamış olan diğer kısım, arkanızda bulunsun. Sonra namaz kılmayan kısım
gelsin, seninle namaz kılsın. Onlar da namazda tedbirlerini ve silahlarını
alsınlar. Kâfirler isterler ki, silah ve eşyanızdan gafil kalasınızda size
aniden hücum etsinler....
(Nisa: 102)
Abdullah b. Mes'ud (r.a)'den rivayet edildiğine
göre şöyle demiştir:
"Rasulullah (s.a.s) bize korku namazı
kıldırmıştı. Cemaat Rasulullah'in arkasında saf tuttular. Bir bölüğü de
düşmanın karşısında saf tuttular. Rasulullah, arkasındaki bölüğe bir rekât
namaz kıldırdı. Sonra düşmanın karşısındakiler onların yerine, onlar da
düşmanın karşısında saf tuttular. Rasulullah (s.a.s) bir rekât daha onlara
namaz kıldırdıktan sonra selâm verdi. Onlar ise selâm vermeden gidip
birinci bölüğün yerine geçtiler ve birinci bölük gelip kalan ikinci rekâtı
tek başına tamamladı. Ondan sonra bunlar gidip düşmanın karşısına geçtiler
ve diğer bölük gelip kalan ikinci rekâtlarını tamamladılar."
(Ebu Davud, Beyhaki,
Tahavi)’Zayıf hadis
|