A´dan Z´ye… ا´den ي´ye… Beşikten mezara kadar öğrenilmesi gereken, kadın-erkek tüm Müslümanlara farz olan ve sonu Cennete varan bir yoldur İlim✦Amel✦İhlas
Mustafa İslamoğlu Kainatın Efendisinin Şerefini Düşürmeye Uğraşıyor!
Benim ve mensubu bulunmakla iftihâr ettiğim cemaatin,
kimsenin şahsına hakaret ve iftirâ ile veya herhangi bir kimseye yapılan bir
iftirâyı nakletmekle işimiz olmaz. Zaten bu tür davranışlar İslâmiyetin yasak
ettiği hareketlerdir. Bizim tek derdimiz Ehl-i Sünnet akîdesini muhâfaza etmek
ve bunu bozmaya çalışanlara karşı ilmî reddiyelerde bulunmaktır.
Üzüntüler içinde uğurladığımız Rebî’u’l-evvel ayında
bizlere Rahmeten li’l-âlemîn olan Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)in
sonsuz himmetlerini ulaştıran Allâh-u Te’âlâ’ya nihâyetsiz hamd-ü senâlardan,
kendisi hakkında: “Ben bir kişiye anasından babasından, çoluk çocuğundan ve
bütün insanlardan hattâ canından daha sevgili gelmediğim sürece o kişi (kâmil
mânâda) îman etmiş olamaz” buyuran Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)e ve
âl-i ashâbına sınırsız salât-ü selâmlardan sonra!
Geçen yazımızda sizlere söz verdiğimiz başlıkları tâkib
etmek suretiyle, bu yazımızda Mustafa İslamoğlu’nun, “Üç Muhammed” kitabında
Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)in şânını tenkıs ve Kâinatın
Efendisinin şânına tâzim edenleri tahkîr içeren bâtıl fikirlerini reddederek
Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)in dünyada himmetlerini, âhirette
şefaatlerini taleb etmeye devam edeceğiz.
Ancak şunu tekrar tekrar belirtmekte yarar görüyorum ki;
benim ve mensubu bulunmakla iftihâr ettiğim cemaatin, kimsenin şahsına hakaret
ve iftirâ ile veya herhangi bir kimseye yapılan bir iftirâyı nakletmekle işimiz
olmaz. Zaten bu tür davranışlar İslâmiyetin yasak ettiği hareketlerdir. Bizim
tek derdimiz Ehl-i Sünnet akîdesini muhâfaza etmek ve bunu bozmaya çalışanlara
karşı ilmî reddiyelerde bulunmaktır.
Nitekim aylardır Ârifân Dergisi’ndeki yazılarımızı tâkib
edenler ve toplantılarımıza iştirâk ederek ya da internetten bizi izleyerek
sohbetlerimizi dinleyenler, bunun böyle olduğunu bilmektedirler. Bu konuda
şüphesi olanlar da yayınlarımızı tâkib etme imkânına her dâim sahiptirler.
Dolayısıyla geçen ay bâzı haber ajanslarında kasıtlı bir iftirâ olarak yazılıp
çizilen: “Cübbeli Ahmet Hoca’yla
Mustafa İslamoğlu belden aşağı kapıştılar, Cübbeli Ahmet Hoca’nın konuşmasından
sonra İslamoğlu’nun hapis yatmasına neden olan mahkeme kararı dağıtıldı”
şeklindeki haberler tamamen asılsızdır, bunun hiçbir isbâtı ve şâhidi olamaz.
Benim hiçbir konuşmamın peşinden İslamoğlu hakkında belge
dağıtılmamıştır. Hele benim gibi iftirâya mâruz kalarak haksız yere iki sene
yedi ay üç gün hüküm giymiş birinin, başka biri hakkında verilen karâra
dayanarak yorum yapmam veya bu konuda yorum yapanlara katılmam ya da menşei
belli olmayan böyle bir yazının dağıtılmasına seyirci kalmam asla düşünülecek
bir şey değildir. Bu tür sokak hareketlerinden hiçbir şekilde haberdar
edilmediğim halde, bâzı haber ajanslarının sitelerinde ve yeni çıkardıkları
gazetelerinde hemen ilk hafta reyting kaygısıyla düzdükleri bu iftirâları
okumam beni son derece üzmüştür.
Siz okurlarıma vasiyetim odur ki, fasıklar yoluyla gelen
hiçbir habere îtibar etmeyesiniz, Müslümanlar arasında müstehcen haberlerin
yayılmasını gönülden bile geçirmeyesiniz. Çünkü Allâh-u Te’âlâ: “Îman edenler
içerisinde fuhşî konuların yayılmasını sevenler için dünyada da âhirette de çok
acı verici büyük bir azab vardır” (Nûr Sûresi, 19) kavl-i şerîfiyle, aslı olan
konuların yayılmasını arzulayanları bile büyük bir azabla tehdit etmişken, ya
aslı astarı olmayan bu gibi iftirâları yayanları nasıl cezalandıracaktır?!
Bu vesîleyle sizleri tekrar bu yalanlara inanmamanız
husûsunda uyardıktan sonra reddiyelerime devam edebilirim. Sizlerden ricam,
canınızdan çok sevmeniz gereken, gece gündüz sizlerin affı için göz yaşı döken
ve doğarken de yaşarken de, mahşerde de sizleri kurtarma derdine düşen Muhammed
Mustafa (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) gibi Yüce bir Peygamberin şânını takdire
çalışan Kâdı Iyâz, Suyûtî ve Nebhânî gibi büyüklere cephe açan, üstelik İmam-ı
Buhârî ve Ahmed ibni Hanbel gibi muhaddis ve müctehidlere: “Peygamberin karizmasını artırmak için hadis uydurdular” diye
iftirâ atma cesâretini gösteren bu İslamoğlu’nun fikirlerinden, hiç değilse
tuttuğunuz takımın aleyhine konuşanlardan yâhut hayranı olduğunuz bir sanatçı
hakkında ileri geri sözler sarfedenlerden rahatsız olduğunuz kadar rahatsız
olmanız ve bu reddiyelerimizi insafla okuyup herkese ulaştırmanızdır.
Hafızayı Güçlendirme (Hıfz) Namazı Ve Duası
Cübbeli Ahmet Hoca - Hıfız Namazı.( unutkanlığa )
Cuma
gecesinin son üçte birinde kalkar, buna güç yetiremezse gecenin evvelinde
veya ortasında kalkar, abdest alıp dört rek'at namaz kılar. Zamm-ı sûre
olarak birinci rek'atta Yâsîn, ikincide Duhân, üçüncüde Secde, dördüncüde
Mülk sûrelerini okur. Teşehhüdü bitirince de şu duayı yapar:
|
"Hamd,
Âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur."
|
"Hamd
olsun o Allah'a ki, gökleri ve yeri yarattı, karanlıkları ve aydınlığı var
etti."
|
|
|
"O
Allah'a hamd olsun ki, kulu Hz. Muhammed (sav)'e Kitab'ı indirdi."
|
|
|
Allah'ı
tesbih ederim, hamd Ona mahsustur. Allah'tan başka ilâh yoktur, Allah
büyüktür. Havi ve kuvvet yüce ve azim olan Allah'ın (elinde)dir.
|
|
|
Allah, bütün
kusurlardan münezzehtir. Ona (kendine mahsus hamdiyle) hamd ederim
|
Azim olan
Allah, bütün eksikliklerden münezzehtir.
|
|
|
Allahım,
Efendimiz Hz. Muhammed'e ve Onun âline Allah'ın kemâlâtı adedince ve kemaline
yaraşır şekilde salât-ü selâm et ve bereket ver.
|
|
|
Allahım, Hz.
Muhammed'e ve Hz. Muhammed'in ailesine, Hz. İbrahim'e ve Hz. İbrahim'in
ailesine salât ettiğin gibi salât et. Hz. İbrahim'e ve Hz. İbrahim'in
ailesine bereket ihsan ettiğin gibi, Hz. Muhammed'e ve Hz. Muhammed'in
ailesine de bereket ihsan et. Şüphesiz Sen, her bakımdan hamde lâyık ve sânı
yüce olansın.
|
|
|
Allahım,
Efendimiz Hz. Muhammed'e ve Onun sair nebî ve mürselîn kardeşleri üzerine,
Allah-ü Tealâ'nın mülkü bakî kaldığı müddetçe, mahlûkatının adedi, Zâtının
rızası, Arşının ağırlığı ve kelimelerinin mürekkebi adedince salât-ü selâm et
ve bereket ver.
|
|
|
"Rabbimiz,
bizi ve bizden önce inanan kardeşlerimizi bağışla, kalblerimizde inananlara
karşı bir kin bırakma. Rabbimiz, Sen çok şefkatli ve çok merhametlisin."
|
|
|
Allahım, beni
yaşattığın müddetçe ebedî olarak ma'siyetleri terk etme hususunda bana
merhamet et, beni ilgilendirmeyen şeylerin altına girmekten beni esirge, Seni
benden razı edecek şeylere karşı güzel bakmayı bana ihsan et.
|
|
|
Semâvât ve
arzı yoktan yaratan, celâl, ikram ve daimî izzet sahibi Allahım.
|
|
|
Yâ Allah, yâ
Rahman, Senden, celâlin ve yüzünün nuru hürmetine, bana öğrettiğin gibi
kalbimi kitabının hıfzı ile sürekli irtibatlandırmanı ve benden Seni razı
edecek şekilde onu okumakla beni rızıklandırmanı isterim.
|
|
|
Gökleri ve
yeri yoktan yaratan, celâl, ikram ve daimî izzet sahibi Allahım.
|
|
|
Yâ Allah, yâ
Rahman, Senden, celâlin ve yüzünün nuru hürmetine, kitabınla gözümü
nurlandırmanı, lisanımı çözmeni, kalbimi ferahlandırmanı, sinemi açmanı ve
bedenime amel ettirmeni isterim. Çünkü hakta bana Senden başka yardım edecek
yoktur. Onu da ancak Sen verirsin. Havi ve kuvvet sadece yüce ve azîm
Allah'ın elindedir.
|
|
|
(Bunu üç, beş
veya yedi cuma tekrarlar.)
Dua Mecmuası |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















