Aşağıda
nakledeceğimiz hadis-i şerif, ehemmiyetine binaen, birçok eserde
kaydedilmiştir. Âcizane ben de lüzumlu bulduğum için, Ruhu’l-Beyân’da geçen metnini burada okuyucularla paylaşmanın
faydalı olacağını düşündüm.
Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.), bir gün Hz. Muâz'a (ve onun zımnında kıyamet sabahına kadar gelecek bütün
ümmetine) tavsiyede bulunurken şöyle buyururlar:
“Ey Muâz! Sana bir hadis (söz) söyleyeceğim;
eğer sen onu tutarsan, sana fayda verir. (Yok) eğer, kaybedersen (tutmazsan) o
zaman da Allah Teâlâ nezdinde senin huccetin kesilir (delilin kalmaz).

- “Gıfuu va’dribuu
bi-haaze’l-ameli veche sâhibihî:
Durun! Bu ameli alın, sahibinin yüzüne
çarpın!
Ben gıybet edenleri bilen ve
tanıyan biriyim. Rabbim bana, gıybet edenlerin amellerini buradan öteye geçirmememi emretti. Bu
amellerin sahibi gıybet yapan biridir. Onun amelleri buradan öteye geçmez; ne
kadar temiz veya çok olursa olsun.”
Fârisî bir beyit
meali: ‘Dil o ki, şükür ve teşekkür ede. Hakşinâs kişi kimsenin gıybetinde bulunmaz.’
Aleyhissalâtü
ve’s-selâm Efendimiz (devam ederek) buyurdular:

- “Durun! Bu ameli (alın) sahibinin
yüzüne çarpın! Ben fahr edenlerle (yaptığı amel ile başkalarına karşı
iftihar edip böbürlenen/övünenlerle) vazifeli
melekim. Bu amellerin sahibi bu güzel ameller ile (basit ve çirkin olan) dünya menfaatini elde etmek istiyordu.
Rabbim, onun amellerinin benden başkasına geçmemesini (buradan öteye
yükselmemesini) emretti. Bu kişi
amelleriyle, meclislerinde insanlar üzerine iftihar edip/böbürlenip övünüyordu.”
Kişiyi Cehennem’den kurtaracak olan güzel ahlâkıdır.
Aleyhissalâtü ve’s-selâm
Efendimiz (konuşmasına devamla) buyurdular:

- “Durun! Bu amelleri (alın) sahibinin yüzüne çarpın! Ben kibir
(büyüklük taslayan kişiler ile vazifeli bir) melek'im. Bana Rabbim, onun
amellerinin beni geçmemesini (buradan öteye yükselmemesini) emretti. (Bu güzel
görüp kendisine hayran kaldığınız amelleri) işleyen kişi, meclislerinde
insanlar üzerine kibirlenen bir kişiliğe sahipti. Onun amelleri buradan öteye
geçemez” der.