
Zekât; fakir ile zengin arasına atılan, onları birleştiren bir köprüdür. Zekâtla zenginin malı kirden, rûhu cimrilikten temizlendiği gibi, fakirin de gönlü kinden temizlenir. Zekât aynı zamanda madde ile manayı, dünya ile âhireti, fâni ile bâkiyi ve en önemlisi de Allah ile kulu birleştiren bir köprüdür. Zekât vermeyen bu köprüyü yıkmış ve bunların arasını açmıştır.
Allah’ın fazlından kendilerine verdiğini (onun yoluna vermekte) cimrilik edenler, sakın bunu kendileri için bir hayır sanmasınlar, bilakis bu (cimrilikleri) onlar için bir şerdir. Cimrilik ettikleri şey de kıyâmet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Ve Allâh-ü Teâlâ bütün yaptıklarınızdan son derece haberdardır.” Âli İmran: 180)
İmâm-ı Fahrurrazi’nin beyanına göre pek çok ulemaya göre cimrilik, vâcib olan şeyi menetmektir. Zira bu ve benzeri âyeti celilelerde cimrilikten dolayı büyük azaplar görüleceği açıklanmıştır ki, nafile olan şeyleri terk etmekte azap düşünülemeyeceğinden cimriliğin, vâcib olan şeyleri terk etmekten ibaret olduğu anlaşılmış olur.
Şu halde kendine,
çoluk çocuğuna, muhtaç olan ana-babasına ve düşmanı defetmek için toplanan
askere yardım etmek vâcib olduğundan, bunlardan herhangi birini terk eden,
zekâtı terk eden gibi günahkâr olur.