|
A´dan Z´ye… ا´den ي´ye… Beşikten mezara kadar öğrenilmesi gereken, kadın-erkek tüm Müslümanlara farz olan ve sonu Cennete varan bir yoldur İlim✦Amel✦İhlas
SEHİV SECDESİ (YANILMA SECDESİ)
TÖVBEYLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER
“Allah daima tövbe edenleri sever, temizlenenleri de
sever.”
“(Bu alış verişi yapanlar), tövbe edenler, ibadet
edenler, hamd edenler, (İslam uğrunda) seyahat edenler, rükû edenler, secde
edenler, iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve Allah'ın sınırlarını
koruyanlardır. O müminleri müjdele.”
“Kullarının tövbesini kabul eden, kötülükleri affeden,
yaptıklarınızı bilen ancak O’dur.”
“Kötülükleri işleyip dururken, ölüm kendisine geldiği
zaman; “Şimdi tövbe ettim” diyenler ile kâfir olarak ölenlerin tövbesi makbul
değildir.” “Savaştan geri kalanların bir kısmı da, suçlarını itiraf ettiler.
Onlar iyi işi kötüyle karıştırmışlardı. Allah'ın onların tövbesini kabul etmesi
umulur.”
“Ettiği zulümden sonra tövbe edip düzelen kimse,
bilsin ki Allah onun tövbesini kabul eder. Allah şüphesiz bağışlayandır,
merhametli olandır.”
9. Mucize: Hastaların ve Yaralıların Şifa Bulması
Peygamber Efendimizin (asm) mucizelerinin en önemlilerinden bir kısmı da hastaların ve yaralıların O’nun (asm) eliyle veya nefesiyle şifa bulmaları şeklinde vuku bulmuştur. Bu mucizeler hadis ve siyer kitaplarında çokça zikredilmiştir. Bizler de burada birkaç örneği sizlere nakletmeye çalışacağız:
Ok İsabet Eden Gözün Şifa Bulması
Kadı İyaz, Şifa-i Şerif isimli
eserinde pek çok sahabeden rivayet edilen bu mucizeyi, sağlam kaynaklara
dayanarak bize naklediyor. Allah Resulü’nün (asm) mümtaz ve ordusunda
kumandanlık yapan kahraman bir sahabesi ve Hazreti Ömer (ra) zamanında İslam
ordusunun baş kumandanı olan Sad bin Ebi Vakkas anlatıyor:
“Uhud Savaşı’nda ben Allah Resulü’nün (asm)
yanındaydım. Allah Resulü (asm) o gün yayı kırılıncaya kadar düşmana ok attı.
Yayı kırıldıktan sonra oklarını bana verip at diyordu. Verdiği oklar nasl’sız,
yani okun uçmasına yardım eden kanatları olmadığı halde, at diye emrettiği
okları attığımda kanatlı oklar gibi gidip düşmana isabet ederdi.”[1]
“O halde iken, Katâde ibni Numan’ın gözüne bir ok
isabet etmişti. Gözünü çıkarıp, göz bebeği yanaklarının üzerine aktı. Allah
Resulü (asm) mübarek, şifalı eliyle onun gözünü alıp, eski yuvasına
yerleştirdi. O göz hiç bir şey olmamış gibi şifa bulup, iki gözünden en güzeli
ve en keskin göreni oldu.”
Bu olay oldukça meşhurdur. Hattâ
Katâde’nin çocuklarından biri, Ömer ibni Abdi’l-Aziz’in yanına geldiği vakit,
kendini şöyle tarif etmiş: “Ben öyle bir zâtın çocuğuyum ki, Allah Resulü
(asm), onun çıkmış gözünü yerine koyup birden şifa buldu; en güzel göz o
olmuş.” diye, nazım şeklinde Hazret-i Ömer (ra)’e söylemiş, onunla kendini
tanıttırmış.[2]
Hem yine sahih kaynaklardan
nakledilir ki, ünlü Ebu Katâde’nin, Yevm-i Zîkarad denilen gazvede, bir ok
mübarek yüzüne isabet etmiş. Allah Resulü (asm) mübarek eliyle mesh etmiş. Ebu
Katâde der ki: “Kat’iyen ve asla ne acısını ve ne de yarasını görmedim.”[3]
Hayber'in Fethindeki İki Şifa Mucizesi
ZEMZEM SUYU
Mâ-i Zemzem
İbn-i Abbas dedi ki:
“Ben Resûlullah’a
(sav) içmesi için Zemzem suyu verdim, o da Zemzemi ayakta içti.” (Sahîh-i
Buharî, 1232, 5617)
“Eğer bunun Hac farizasından bir parça olmasından çekinmeseydim, size kuyudan iple su çekmek için yardım ederdim.” (Sahih-i Buharî, 1234; İbni Huzeyme, 29426)
“İnsanlar için en iyi kuyu Zemzem, en iyi vadi Mekke Vadisi ve Hindistan’da Âdem’in gömülü olduğu vadidir.” (Sa’d İbn-i Mansur, Kitâb-ı Sünen)
“Zemzem suyu ne için içilirse ona yarar.”
(Sünen-i İbn-i Mâce)
İbn-i Abbas ne
zaman kendisini zayıf hissetti ise kendisini Zemzem içerek kuvvetlendirmeye
bakardı ve asla misafirlerine Zemzem ikram etmeden yiyecek vermezdi.
Hepimizin ya
doğrudan kaynağına giderek, ya da tanıdıklarımızın Hacc veya Umre dönüşünde,
ziyâretlerine gittiğimizde içmek şerefine nâil olduğumuz Kur’ân Tilâveti gibi
lezzetli bu mâ-i Zemzem, İslâm’ın her mukaddesinde olduğu gibi, birçok hârikalar
ve ikrâmlarla dolu. Gerek ortaya çıkışı, gerek dünyanın en kurak mahallerinden
birinde bu kadar mükemmel bir suyun hiç kesilmeden ve her sene artarak
milyonlarca insanın içme suyu ihtiyâcını karşılaması ve gerekse de aç olanın
açlığını gidermesi gibi hârikalarıyla bizlere ne kadar büyük bir ikrâm-ı İlâhî
olduğunu gösteriyor.
Zemzem, yaklaşık 4000 sene önce Cenâb-ı Hakk’ın, Hz. Hacer ve İsmâil Aleyhisselâm’a bir lütfu olarak ortaya çıkmıştır. Ve günümüzde de hâlâ ehl-i îmânı maddî ve manevî olarak doyurmaya devam etmektedir.
Zemzem, yaklaşık 4000 sene önce Cenâb-ı Hakk’ın, Hz. Hacer ve İsmâil Aleyhisselâm’a bir lütfu olarak ortaya çıkmıştır. Ve günümüzde de hâlâ ehl-i îmânı maddî ve manevî olarak doyurmaya devam etmektedir.
ZEMZEMİN ORTAYA ÇIKIŞI
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)